🌦️ 3 Kişi Ağzından Hikaye Örnekleri
ÖyküleyiciAnlatım Örneği. Köyde on gün kaldıktan sonra dostlar ve çocuklarımla vedalaşıp yola çıkıyorum. İlk durak uzak yaylalar olacak. Uzun ve biraz da yorucu bir yolculuktan sonra Teyran tepesine geldim. Olaylar, düşünceler romanın kahramanı olan anlatıcının ağzından, birinci kişinin ağzından (ben) verilir.
4Olaylar 3.şahsın ağzından anlatılabilir. 5.Öyküleyici anlatım hikâye, roman, anı, söyleşi, görüşme(mülakat) gibi metin türlerinde kullanılır. 6.Öyküleyici anlatımda bir olayın olması gerekir. 7.Yaşanmış olaylar ya da kurgulanmış olaylarla yapılır. Örnek: Kartaca-Roma Savaşı'nın sonunda Roma ordusu galip gelir.
Örnek Tema: Aşk-- Konu: Vatan aşkı, Ferhat ile Şirin aşkı Anlatım 3. kişi ağzından gerçekleşir. Erdem arkasına bakmadan yürüyordu. Sinirliydi. Belli ki onu çok kızdırmışlardı. Öfkesi her halinden belli oluyordu. Eliyle garip işaretler yaparak
1 ve 3. Kişi Ağzından Anlatım Örnekleri. Bisiklet Gökkuşağı Kelebek Kurbağa Şemsiye ile İlgili Hikaye. Bu yazımızda gözü bir yerden ısırmak deyimini kullanarak bisiklet, gökkuşağı, kelebek, kurbağa, şemsiye ile ilgili kısa bir hikaye hakkında söz edeceğiz. Güneşli bir mayıs sa
Sorular Soru 1. (I) Hikâye (öykü); yaşanmış ya da yaşanabilir olay veya durumların kişi, yer ve zamana bağlı olarak okuyucuda heyecan ve zevk uyandıracak şekilde anlatıldığı
Amayapabileceği hiç bir şey olmadığından derin bir uykuya dalmış. Ertesi sabah su sesleriyle gözlerini açmış. Geceyi yaban ördeklerinin çılgınca eğlendiği küçük bir göl kıyısında geçirdiğini anlamış. Bu gürültücü arkadaşlarına kendini tanıtmaya hazırlanıyormuş. Birden
Örnek 1-Tembelliğin zararlarını anlatan 500 kelimelik bir hikaye yazınız. Örnek 2-Yaşadığınız bir tatil anısını hikayeleştirerek yazınız.
Buda anlatımın bir kamera gibi sadece görünenin ifadesi şeklinde olmasına sebep olmuştur. Diğer Açıdan Örneğin. Anlatıcı 3. Kişi olursa anlatımda nesnellik ve gözlem ön plana çıkar. Yazar olaylara müdahale edemez sadece gözlemlediklerini yazar. Eğer anlatıcı birinci kişi olursa olaylar “ben” ağzı ile ifade edilir.
HikayeÇeşitleri Nedir. Bu Yazıda Neler Var. 1) OLAY (KLASİK VAKA) HİKAYESİ. 2) DURUM (KESİT) HİKÂYESİ. 3) MODERN HİKAYE. Hikâye, hayatın bütünü içinde fakat bir bölümü üzerine kurulmuş derinliği olan bir büyüteçtir. Bu büyüteç altında kimi zaman olay bir plan içinde , kişi, zaman, çevre bağlantısı içinde
Hikayelerinolay ve durum olmak üzere iki ayrı türü vardır. 4. İlk hikaye örneği Boccaccio'nun Decameron adlı eseridir. 5. Türk edebiyatındaki ilk hikaye kitabı ise Ahmet Mithat Efendi'nin Letaif-i Rivayat'idir. 6. Hikayeler dört yapı unsurundan oluşmaktadır: olay, kişi, zaman ve mekan. 7. Romana göre kişi sayısı daha
Ancakhikâyenin kendine özgü bir tür olarak bağımsızlığını kazanması 19 yüzyılda olmuştur. Modern anlamda hikâyenin Batı'da ilk örnekleri 18 yüzyılda 9oru meye başlanmış ve 19. yüzyılda roman türünden ayrı ara adına küçük hikâye denen tür oraya çıkmıştır. Hikâyenin genel özellikleri. • Olaya dayalı
Ancakanı kişinin hayatının bir kısmını, biyografi ise tamamını ele alır. · Anıda olaylar “birinci kişi ağzından” anlatılır. Biyografide ise olaylar “üçüncü kiş ağzından verilir. · A nıda anlatan ve yaşayan aynı kişi olduğu için içten bir üslubu vardır. Dolayısıyla öznellik hakimdir.
a4O4n5. Bu yazımızda 3. kişi ağzından hikaye örnekleri hakkında kısaca parkta çocukları oynasın diye bekliyordu. Kuşlar parkın kenarındaki ağaçta toplanmıştı. O sırada bir ses duyuldu. Herkes kafasını o yana çevirdi. Hemen yakınlarda küçük bir kaza meydana gelmişti. Birkaç kişi oraya yöneldi. Vardıklarında bir araç öndeki araca hafifçe bahçeye çıkmış güzel havanın tadını çıkarıyordu. Teneffüs kısa olunca keyifleri yarıda kaldı. Az sonra oflayıp puflayarak içeri girmek zorunda kaldılar. Onların düşüncesi son dersi dışarıda maç yaparak geçirmekti. Kızlar da yakan top oynamayı düşünüyordu. Ancak son ders Türkçe olunca bu sadece bir heves olarak alanı tıklım tıkıştı. Ömer ve beraberindekiler arabayı park edecek yer bulamadı. Daha uzağa gitmeleri gerekiyordu. Etrafta boş yer ararlarken bir taksinin hemen ileride yerinden çıktığını gördüler. Artık yer bulduklarına göre içleri rahatlamıştı. Şimdi sıra piknik malzemeleri ile oturacakları çardak bulmaktaydı. Arabadan inince eşyaları ellerine aldılar. Biraz dolaştıktan sonra bir ağacın altına oturdular. Her yer çok kalabalıktı. İğne atsanız yere ev iki katlıydı. Onların alacağı daire ise güneşe bakıyordu. Ahşaptan yapılan bu ev dikkatlerini fazlasıyla çekmişti. İçine bakıp karar vereceklerdi. Ev sahibi kapıyı açtı. Her yeri gezdirdi. Muhsin Bey bu evi çok beğendi. Hemen hanımını arayıp evi alacağını söyledi.
Hikaye veya roman gibi olay yazılarında birinci 1. veya üçüncü 3. ağızdan anlatım, olayların yazarın başından geçip geçmemesine göre yapılan bir sınıflandırmadır. Özellikle son yıllarda Türkçe ve edebiyat sorularında çok yerde karşımıza çıkan bu kavramlar, aslında çok basit bir şekilde çözümlenebilir. Bunun yolu, metinde anlatılan olaylarda yazarın var olup olmadığını kontrol etmektir. Daha kapsamlı bir şekilde tanımlayacak olursak; “birinci ağızdan anlatım” yazının olay örgüsünde yazarın bizzat bulunduğu ve genellikle fiillerin “gördüm, yaptık, başlıyoruz” gibi yazarın da içinde bulunduğu kiplerle çekimlenen anlatım türüdür. Bu anlatım türünde yazar, anlatılan olayın bizzat kahramanlarından biridir. Yani yazar kendi başından geçen olayı anlatmaktadır. Örnek “Kapıdan çıkarken soluk yüzlü, sert bakışlı, iri yarı bir adam karşımda dikildi ve gözleri benden hesap sorar gibiydi. Aldırmadan yoluma devam etmeye çalıştım. Çirkin suratını aklıma kazıdım ve onun bakışlarındaki derin anlamı çözme gayretiyle saatlerce yürüdüm.” Yukarıdaki örnek incelenirse, yazar yani yazıyı kaleme alan kişi olayın bizzat içindedir. “Ben” kelimesini, “çalıştım, yürüdüm” gibi fiilleri kullanmıştır. Bunun için bu metin birinci ağızdan anlatılmıştır. “Üçüncü ağızdan anlatım” ise, anlatılan olay örgüsünde yazarın bulunmadığı, yazıyı yazan kişinin ancak bir gözlemci veya kurgu sahibi olduğu anlatım türüdür. Bu tür yazılarda birinci tekil şahıs kipi kullanılmaz, yazar hep başkalarının başından geçen olayları anlatır. Örnek “Kapıdan çıkarken soluk yüzlü, sert bakışlı, iri yarı bir adam karşısına dikildi ve gözleri ondan hesap sorar gibiydi. Aldırmadan yoluna devam etmeye çalıştı. Çirkin suratını aklına kazıdı ve onun bakışlarındaki derin anlamı çözme gayretiyle saatlerce yürüdü.” Yukarıdaki örneklerde aynı metni kullanmamızın sebebi, aradaki farkı daha rahat görmenizdir. Ayrıca sık sık “İkinci ağızdan anlatım yok mu?” diye bir soruyla karşılaşıyoruz. Yoktur; çünkü bir metinde ya kişinin kendi başından birinci ağız geçen olay anlatılır ya da bir üçüncü şahsın başından geçen bir olay. “Sen” şahsına göre bir olay örgüsü mümkün değildir. Orkun KUTLU Yorum Yap! Yazı Ayrıntıları... Yazdır! Bu Yazıyı Paylaşın!
9. Sınıf Hikaye, Hikaye Türleri, Hikayede Bakış Açıları HİKÂYE / HİKAYENİN TANIMI VE UNSURLARI Hikaye, sözlükte bir olayın, sözlü veya yazılı olarak aktarılması biçiminde ifade edilir. Hikâye, ilk edebî eserlerden olan destanla birlikte doğmuş fakat günümüze kadar önemli değişimler göstererek günümüze kadar gelmiştir. Hikâyenin modern anlamda edebî eser türü hâline gelmesi 19. yüzyıldaki yazarların metinleri ile mümkün hâle gelmiştir. İçindekilerHikayenin Genel ÖzellikleriHikayenin Unsurları Hikaye TürleriDurum Hikayesi Çehov Tarzı Hikayede Anlatıcı ve Bakış Bakış Açısı Hikayenin Genel Özellikleri Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olay ve durumları kişi, yer, zaman ögeleri kullanılarak anlatılan kısa yazılara “hikaye” denir. Hikayede amaç duygu ve hayalleri yansıtmaktır. Hikaye, yaşanmış ya da yaşanma ihtimali olan olayları, durumları ilgi çekici biçimde anlatan olay çevresinde gelişen bir türdür. Her hikayede belli bir olay, olayı yaşayan kişi ya da kişiler kahraman, olayın geçtiği mekan yer, olayın gerçekleştiği zaman gibi unsurlar bulunur. Her hikaye mutlaka bir olay ya da duruma dayanır. Kişilerin hayatlarının belli ve kısa bir anı anlatılır, ayrıntılara girilmez. Olaylar, ya birinci ya da üçüncü kişi ağzıyla anlatılır. Hikaye romana göre daha kısa bir edebi türdür. Bu nedenle karakterler, yer, zaman sınırlıdır. Klasik Hikayeler üç bölümden oluşur a Serim bölümünde olayın kahramanları, yeri ve başlangıcı ile ilgili ipuçları verilir. b Düğüm bölümü ise, hikâyenin merak unsurunun olduğu noktadır, yani okuyucunun kafasında yoğunlaşan büyük soru ve cevaplar buradadır. Düğüme kadar olan her bir soru ara düğümdür. Bir hikâyede birden çok ara düğüm olabilir. Ara düğümler, ana düğümü destekler, kuvvetlendirir. Buna merak unsuru denir. Her görülen soru düğüm, cevabı da çözümdür. c Sonuç bölümünde yazar olayı veya olayları sonuca bağlar; çözülmüş olan ana düğümün ardından hikâye sonlanır. Hikayenin Unsurları • Kişiler Hikâyede geçen olaylar, genelde merkezde yer alan insanların çevresinde gelişmektedir. Hikâyede bulunan kişiler, olay örgüsünün üstlendikleri işleve göre önemli hâle geliri. Şahıslar, olay örgüsü içerisindeki tutum ve davranışı ile bireysel veya toplumsal olan bazı değerleri temsil etmektedir. Kişileri ve olayları içinde kazandıkları birçok özellikleri belirlemek hikâyeyi anlamakta önemli bir noktadır. • Olay örgüsü Olaylar, gündelik yaşamdan ve her zaman yaşanabilecek gerçek olaylardır. Olay örgüsü ise kurgusal olayların edebî eserlerde sıralanışı ile oluşan bir düzenlemeler bütünüdür. Bu açıdan olay örgüsü, edebî eserlerin kurmaca dünyasının önemli parçasıdır. • Mekân Hikâyede geçen olayın oluştuğu çevre ve yere mekân adı verilir. Edebî eserlerde mekân, genellikle kişilerin psikolojik açıdan özelliklerini ortaya çıkarmak için bir aracı olarak kullanmaktadır. • Zaman Hikâyede gerçekleşen olayların yaşandığı zaman, gün, mevsim, yıl gibi çeşitli ifadeler metnin zaman algısını oluşturur. Hikâyedeki olaylar kendine özgü bir zaman çevresi vardır ve tercih edilen alanda olayların akışını tamamen etkiler. Hikâyedeki olaylar genelde çok uzun zaman dilimine yayılmaz. Özellikle kısa hikâyeler olaylar çok kısa zaman içerisinde oluşur ve tamamlanır. Hikaye Türleri Olay Hikayesi Maupassant Tarzı • Bu tarz öykü tipine klasik vaka öyküsü adı verilir.• Bu tür öykü tarzında olaylar zinciri, kişi, zaman ve yer öğesine bağlı olarak ilerler.• Olaylar gidiş yönüne göre serim, düğüm, çözüm şekline uygun olarak anlatılır.• Olay, zamana göre mantıklı şekilde sıralama ile verilir, düğüm bölümünde ise oluşan merak, çözüm bölümünde ortadan kalkar.• Bu teknik ise Fransız sanatçı Guy de Maupassant tarafından geliştirilmiş bir tür olduğu için bu tür şekline Maupassant öyküsü de denir.• Türk edebiyatındaki bu tip eserlerin ve öykücülüğün en büyük temsilcisi olan Ömer Seyfettin’dir. Bizde Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Samim Kocagöz, Talip Apaydın da gibi yazarlar da olay türü öykü tarzının temsilcileri arasındadır. ÖRNEK METİN Alacakaranlık içinde sivri, siyah bir kayanın belli belirsiz hayali gibi yükselen Şalgo Burcu uyanıktı. Vakit vakit inlettiği trampete, boru seslerini akşamın hafif rüzgârı derin bir uğultu halinde her tarafa yayıyor… Kederli bağırışmalarıyla ölümü hatırlatan küfürbaz karga sürüleri, bulutlu havanın donuk hüznünü daha beter artırıyordu. Mor dağlar gittikçe koyulaşıyor, gittikçe kararıyordu. Yamaçlardaki dağınık gölgeler, kuşsuz ormanlar, hıçkıran dereler, kaçan yollar, ıssız korular, sanki korkunç bir fırtınanın gürlemesini bekliyorlardı. Burcun tepesinde beyazlı siyahlı bir bayrak, can çekişen bir kartal ıstırabıyla, kıvranıyordu. İki bin kişilik muhasara ordusunun çadırları, kaleye giden geniş yolun sağındaki büyük dişbudak ağaçlarının etrafına kurulmuştu. Yerlere kazıklanmış kır atlar, yabancı kokular duyuyor gibi, sık sık başlarını kaldırarak kişniyorlar, tırnaklarıyla kazmaya çalıştıkları toprakların nemli çimenlerini otluyorlardı. Kütük Ömer Seyfettin Durum Hikayesi Çehov Tarzı • Bir olayı günlük yaşamdaki herhangi bir kesitini ele alıp anlatılan öykülerdir.• Burada serim, düğüm ve çözüm planına uyulmaz. Belli durumun sonucu da yoktur.• Durum öyküsünde merak, heyecan, duygu ve hayallere yer verilir; fikre asla önem verilmez, kişiler kendini doğal ortamında hisseder.• Bu hikayede olayların ve durumların akış yönü okuyucunun hayal gücüne doğru bırakılır.• Bu hikaye türünün dünya edebiyatında ilk kurucusu Rus asıllı yazar, Anton Çehov olduğu için Çehov Tarzı Hikâye de denilmektedir.• Biz edebiyatımızda bulunan temsilcileri ise Sait Faik Abasıyanık, Tarık Buğra ve Memduh Şevket Esendal. ÖRNEK METİN Köyün civarını, çiçek açmış şeftalilerin dibinde derileri pul pul çobanlarla dinlenerek, ekseriya, bahar güneşine sarılıp yürüyerek türkü söyleyen ufacık çobana-Karnım aç, yavru? kumlu köy ekmeği ve suyu seli kaçmış Mihaliç peyniri çıkarıp verdi. Pınar buldum, su akşama doğru ancak varabildim. Meydandan geçerken ağalar el Efendi,? dediler ?Bir çayımızı içmen mi??-İçeriz be ağa? ufak iskemleye çöktük. Ağalar-Eee?Yoruldun zaar. Koca cumayı dağda bayırda ne diye geçirirsin anlamayız. Sizin sırrınıza akıl ermez ki. Biz eski zaman insanı ne anlarız yenilerin keyfinden, eğlencesinden.?-Ağalar be, siz her gün dağda bayırdasınız. Ben, çocuklarla şu kümes gibi yerde pinekliyorum. Bir cumayı sizin gibi geçirsem çok mu?? Kıskançlık – Sait Faik Abasıyanık Hikayede Anlatıcı ve Bakış Açıları ⇒ Hikayede anlatıcı, yazardan bağımsız olarak kurgulanmış bir kişidir. ⇒ Bakış açısı ise; anlatımın aktarılma biçimidir. ⇒ Hikaye ve romanda üç farklı bakış açısı vardır – İlahi – Tanrısal Bakış Açısı Yaşanmış ve yaşanabilecek her şeyi, kahramanların duygu ve düşüncelerini, zihninden geçenleri bilen anlatıcının var olduğu bakış açısıdır. Kahramanlar 3. kişilerdir. Anlatıcı hikayedeki kahramanlarda biri değildir. Dış ses gibi her şeyi biliyor ÖRNEK Yaşamasını bilmeyen bu delikanlıdan ayrılarak ev sahipliğiyle ilgili işlerine döndü. Konuşmanın hararetini kaybettiği noktaya yardıma koşmaya hazır bir vaziyette etrafa göz kulak olmaya başladı. Nasıl bir iplik atölyesi sahibi işçilerini yerli yerine yerleştirip atölye içinde gezinir, gıcırtılı ve fazla gürültülü bir ses fark edince hemen koşar, bunu durdurur veya ona gereken hareketi verirse; bunun gibi, Anna Pavlovna da misafir salonunda geziniyor, susan veya çok fazla konuşan bir gruba yanaşıyor, bir söz veya müdahale ile yeniden ölçülü ve münasip bir muhavere makinesi kuruyordu. Lâkin bu ihtimamlar arasında, Piyer’den ayrı bir korkusu olduğu göze çarpıyordu. Piyer, konuşulan şeyleri dinlemek için Mortemar’m bulunduğu yere sokulduğu ve oradan rahibi dinleyen gruba geçtiği sırada onu endişe ile gözetlemişti. Tolstoy – Savaş ve Barış Bakış Açısı ⇒ Anlatım ağzından yapılır. ⇒ Anlatıcının bilgisi kahramanın bilgisi kadardır. ⇒”Ben” anlatıcı yani kahraman anlatıcı her şeyi görme, bilme, sezme gücüne sahip değildir. ⇒ Bilinç akışı, iç monolog gibi tekniklerden yararlanılır. ⇒ Genellikle mektup, otobiyografi, psikoloji türünde verilen eserlerde kullanılır. ÖRNEK “Aslında yazar olmak istiyordum. Ama anlatacağım olaylardan sonra jeoloji mühendisi ve müteahhit oldum. Okuyucularım, hikâyemi anlatmaya başladım diye olayların sona erip arkada kaldığını da sanmasınlar. Hatırladıkça olayların içine daha çok giriyorum. Bu yüzden sizlerin de peşim sıra baba ve oğul olmanın sırlarına sürükleneceğinizi hissediyorum. 1985’te Beşiktaş’ın arkalarında, Ihlamur Kasrı’na yakın bir apartman dairesinde yaşıyorduk. Babamın Hayat adlı küçük bir eczanesi vardı. Eczane haftada bir sabaha kadar açık kalır, babam nöbet tutardı. Nöbetçi olduğu gecelerde babamın akşam yemeğini ben götürürdüm. Uzun boylu, ince, yakışıklı babam kasanın yanında yemeğini yerken ilaç kokusunu koklayarak dükkânda durmayı severdim. Otuz yıl sonra bugün, kırk beş yaşımda ahşap dolaplı eski eczanelerin kokusundan hâlâ hoşlanıyorum. Kırmızı Saçlı Kadın – Orhan Pamuk Bakış Açısı ⇒ Anlatım gözleme dayalıdır. ⇒ Kahramanlar 3. kişilerdir. ⇒ Olayları başkasının gözünden aktaran bir anlatıcı vardır. ÖRNEK Renknaz Hanım’ın gözleri canlandı. Her ne zaman kocasından azıcık bahsedilse söylenen şeyleri bütün dikkatiyle dinlemek âdetidir. Bedia, ziyaretini kısaca anlatıyordu; Şemseddin içeriye girdi. Henüz otuzuna gelmemiş genç, pek halsiz görünüyor. Zayıf, esmer yüzünde siyah ve kalın bıyıkları uzamış, kenarları sarkmış, dar omuzlan üstünde büyük başı onu daha fazla çelimsiz gösteriyor. Bedia’ya doğru koştu. Yıllarca görülmemiş bir dostu kucaklar gibi hemşiresini öptü Canan – Peyami Safa NOT Bir metinde birden fazla anlatıcı ya da bakış açısı bulunabilir. 9. Sınıf Hikaye Konu Anlatım Pdf İndirmek için ONLİNE TESTLER Çalışma Kağıtları Türk Dili ve Edebiyatı Konu Anlatımı
Olay anlatımına dayalı metinlerde olayları, kişileri, mekanı okurlara anlatan kişiye anlatıcı denir. > Metinlerde anlatım, birinci kişili ağzından ve üçüncü kişi ağzından anlatım olmak üzere iki şekilde yapılır1. Birinci Kişi Ağzıyla AnlatımBirinci kişi ağzıyla anlatımlarda yazar, kendi başından geçen veya içinde bulunduğu bir olayı anlatır. Bu tür anlatımlarda çoğu zaman birinci tekil şahıs ben veya birinci çoğul şahıs biz ekleri Kimse farkına varmadan evden çıktım. Doğruca alet edevatın bulunduğu depoya gittim. Duvara yaslı duran kazmayı kaldırıp ağırlığına baktım. İmkanı yok, bunu ağırdı. Küçük keser de aynı görevi görürdü. Aradığım keseri buldum. Depodan çıktım…2. Üçüncü Kişi Ağzıyla AnlatımÜçüncü kişi ağzıyla anlatımlarda yazar, genellikle duyduğu veya gördüğü şeyleri anlatır. Bu tür anlatımlarda çoğu zaman üçüncü tekil şahıs o veya üçüncü çoğul şahıs onlar ekleri Yazdan kalma bir gündü. Güneş, insanın içini ısıtıyordu. Cemil, sahilde oturmuş, dalgaların sesini dinlerken üstünden hızla geçen martıların çığlığı andıran sesiyle irkildi. Yerinden doğrulup izlemeye koyuldu. Martılar deniz üzerinde iyice süzüldükten sonra suya ani dalışlar yapıyor, küçük balıklar ustaca avlıyordu…
1- ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM HİKÂYE ETME*Gerçek veya tasarlanmış bir olayın yaşanmış ya da yaşanması muhtemel bir olayın belli bir noktadan alınıp geliştirildiği ve sonuca ulaştırıldığı anlatım biçimidir.*Burada “olay” belirleyici unsurdur.*Anlatımda olay örgüsü bulunur ve olay örgüsü ana olayı destekler niteliktedir.*“Kişi, mekân ve zaman”, olay örgüsünü oluşturmak için kullanılan diğer unsurlardır.*Günlük hayatta bir şeyler anlatırken bu anlatım biçimini kullanırız.*Anlatımda olayın ilgi ve merak uyandıracak yönleri belirleyici olur.*Olay akışı vardır. Olaylar birbiri üzerine gelişir.*Öyküleyici anlatımda her şey hareket hâlinde verilir; varlıklar, durumlar yaşamın akışı içinde gösterilir, bir durumdan başka bir duruma geçiş vardır.*Olayların gelişimi ve birbirine bağlanışı hareket öğesiyle sağlanır.*Olaylar, belli bir zamana ve sıralamaya göre aktarılır*Genellikle haber kipleriyle çekimlenmiş yüklemler kullanılır.*Öyküleyici anlatım, genellikle hikâye, roman, masal, destan ve tiyatro; daha az olarak da gezi yazısı, hatıra, mektup ve günlük türlerinde kullanılır.*Öğretici metinlerden çok sanatsal metinlerde kullanılır.*Düşünce yazılarında pek kullanılmaz.*Bu anlatım türünde yazılmış bir paragraf okuduğumuzda olay bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçer.*Öyküleyici anlatımda amaç okuyucuyu olayın içinde yaşatabilmektir.* “Olay hikâyesi” metinleri, bütünüyle bir olayın anlatımı üzerine kurulur.*Olaylar birinci şahsın ağzından ya da üçüncü şahsın ağzından tarafından bir ihtiyar; balıkçı kahvesine doğru usul usul ilerledi. Kapıyı aralayarak içeriye girdi. Sağda solda uyuyanlar vardı. Gür bir sesle herkesi selamladı. Kendinden emin adımlarla ilerledi, cam kenarındaki bir masaya oturdu. Garsondan bir çay istedi. Çayını içti, parasını ödedi ve dışarı çıktı. Denize doğru, içli bir şarkı söyleyerek yavaş yavaş yürümeye başladı.”Örnek“Tilki, yol başında durmuş etrafı gözetliyor muş. Karşıdan yaman bir kurtla bir çoban köpeğinin güle oynaya geldiklerini görmüş. Yanlarına gidip dostluklarının gerekçesini sormuş. Köpek "Dün bu kurt bizim sürüye saldırdı. Birkaç koyunu boğazladı. Arkasından koştum; ama yetişemedim. Çoban da beni evire çevire dövdü. Ben de gidip eski düşmanımla dost oldum... Dostluğumuzun gerekçesi çobandır." demiş.”Öyküleyici Anlatımın UnsurlarıKişi – Olay – Mekan Yer- Zaman - AnlatıcıANLATICI*Öyküleyici anlatımla oluşturulmuş metinlerde anlatıcı yazar değildir.*Yazar metni oluşturur fakat hikâyenin anlatılması işini başkasına yükler.*Hikâyeyi anlatan kişiye anlatıcı denir.*Anlatıcı;öyküleyici anlatımın yer aldığı sanat metinlerinde öykü ve romanda kurmaca bir kişi; öyküleyici anlatımın yer aldığı öğretici metinlerde anı, otobiyografi, biyografi, günlük ise gerçek bir kişidir.*Anlatıcının olaydaki durumu ve konumu, metnin etkileme gücünü arttıran etkenlerdir.*Anlatıcının durumu ve konumuna göre iki tip anlatım vardırA-BİRİNCİ KİŞİLİ ANLATIM*Anlatıcı, anlatılan olayın bizzat kahramanlarından biridir.*Anlatıcı olayları kendisi yaşamış, görmüş gibi anlatır.*Yazının olay örgüsünde anlatıcı bizzat bulunur.*Fiiller çoğunlukla birinci tekil kişiye ben göre çekimlenir.*“Gördüm, yaptık, başlıyoruz” gibi anlatıcının da içinde bulunduğu kiplerle çekimlenen filler çıkarken soluk yüzlü, sert bakışlı, iri yarı bir adam karşımda dikildi ve gözleri benden hesap sorar gibiydi. Aldırmadan yoluma devam etmeye çalıştım. Çirkin suratını aklıma kazıdım ve onun bakışlarındaki derin anlamı çözme gayretiyle saatlerce yürüdüm.”B-ÜÇÜNCÜ KİŞİLİ ANLATIM*Anlatıcı, olayların gözlemcisidir.*Anlatıcı, olayları üçüncü kişinin başından geçmiş gibi anlatır.*Anlatılan olay örgüsünde anlatıcı bulunmaz.*Anlatıcı, olayları, kahramandan “o” diye söz ederek anlatır.*Fiiller çoğunlukla üçüncü tekil kişiye göre çekimlenir.*“Gördü, yaptı, başladılar” gibi anlatıcının içinde bulunmadığı kiplerle çekimlenen filler çıkarken soluk yüzlü, sert bakışlı, iri yarı bir adam karşısına dikildi ve gözleri ondan hesap sorar gibiydi. Aldırmadan yoluna devam etmeye çalıştı. Çirkin suratını aklına kazıdı ve onun bakışlarındaki derin anlamı çözme gayretiyle saatlerce yürüdü.”ANLATICI BAKIŞ AÇILARI*Anlatmaya bağlı edebî metinlerde genel olarak üç tür bakış açısı kullanılır.*Anlatıcı, 3 farklı konumdan birinde yer alır.*Bir başka ifadeyle birinci ve üçüncü kişili anlatımlar, üç temel bakış açısına sahiptir>Hâkim İlahi Bakış Açısı*Anlatıcı olayın merkezinde yer alan biri değildir fakat olayla ilgili her şeye hakimdir.*Bu yöntemde sınırsız bir bakış açısı vardır.*Anlatıcı, anlatılanların tamamını bilen bir varlıktır.*Kahramanların gizli konuşmalarını, kafalarından ve gönüllerinden geçeni de anlatır.*Kahramanlardan daha çok şey bilir.*Zaman zaman kendi yorumlarını ekleyebilir; açıklamalarda ve yargılarda bulunabilir.*Ne kadar kişi varsa her birinin açısından olayları ayrı ayrı görmemiz sağlanır.*Üçüncü tekil kişi ağzından anlatım vardır.>Kahraman Anlatıcının Bakış Açısı*Metnin anlatıcısı, olayın merkezinde yer alan bir kahramandır.*Bu yöntemde olayı anlatan "ben" vardır.*Olayları anlatan kişinin bilgisi, kahramanlardan birinin bilgisiyle sınırlıdır.*Anlatılan olayları kendi gözlemleri ve bilgisi kadar aktarabilir.*Anlatıcı kendisiyle ilgili olayları anlatırken 1. tekil kişiyi yürüyordum, kalktım…, diğer kişilerle ilgili olayları anlatıyorken de 3. tekil kişiyi gördü, baktı… kullanır.*Olaylar, anlatıcının başından geçtiği ya da gözüyle gördüğü biçimiyle anlatıldığından, inandırıcılığı yüksektir.*Okuyucuda gerçeklik duygusu oluşturur.>Gözlemci Anlatıcının Bakış Açısı*Metnin anlatıcısı, olayın merkezinde yer almayan biridir.*Bir kamera tarafsızlığıyla olup biteni ifade eder.*Bu yöntemde olaylar dışarıdan görüldüğü biçimiyle nesnel bir tarzda aktarılır.*Anlatıcı, kahramanlardan daha az şey bilir.*Olaylar bize anlatılmıyor da kişinin gözünün önünde oluyormuş izlenimi verilir.*Kişilerin duygu ve düşünceleri, eylemlerinden çıkartılır.*Kişiler ve iç dünyaları hakkında, kendi söyledikleri ve davranışları izlenerek bir fikir sahibi olunabilir.*Anlatım, üçüncü tekil kişi ağzından yapılır.
3 kişi ağzından hikaye örnekleri